Tahir Büyükakın

Trans-hümanizm; Yeni Nesil İnsan!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Zekice Değişim

Yazının sonunda ki kısa videomuzu izlemeyi, paylaşmayı, farkın-dalık oluşturmayı lütfen unutmayın!

Son yüzyılda teknoloji alanında yaşanan gelişmelere baktığımızda, insanın bir dizayn projesi olarak karşımıza çıkması gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Acı ama gerçek olan bu tablo, detayları bilindiği ve biraz da üzerinde komplo teori üretildiği zaman insanın kanını donduracaktır. Zira bugünkü bilimsel ve teknolojik gelişmeler, her türlü değerin dışlanarak merkeze insanı alan hümanizm akımının bir üst aşaması olan “Trans hümanizm” gerçeğini önümüze koyuyor. Bu aşamadan sonra sırada ne var derseniz hemen onun da cevabını verelim: Post hümanizm.

İnsanlık dini olarak karşılaştığımız hümanizm felsefesinin bir sonraki ayağı olan Trans hümanizm; insanın mevcut biyolojik standartlarının ötesine radikal bir biçimde geçmesini hedefleyen, insandaki tüm fiziksel ve bilişsel değerlerin olağanın dışında geliştirilmesiyle, yaşlılık, hastalık gibi sorunların ortadan kaldırılmasıyla ilgilenen ve bu doğrultuda teknoloji ve bilimden faydalanılmasını ilke edinen modern bir akım, bir çeşit kültürel eylemdir.

Bu kaba tanımın alt metninde yatan düşünceleri açtığımızda aslında nasıl bir tehlikeden bahsettiğimizi daha iyi anlaşılacaktır. Trans hümanizm, insanın eksik, zayıf, güçsüz yönlerini teknolojinin nimetleriyle gidermek ve insanı daha uzun yaşayan, yaşlanmayan, sağlık sorunları çekmeyen ve vücudunun her hangi bir organı zarar gördüğünde hemen yerine yenisini yapabilen bir teknolojiden bahsediyor. Ancak bu teknolojinin faydalandığı gen klonlama, nanoteknoloji ve yapay zekâ gibi alanlar olunca insanın korkması gayet doğal oluyor. Çünkü akım, bu alanları insan üzerinde kullanarak yaşam süresinin uzatılması ve sonrasında ölümsüzlüğün bulunmasını arzu ediyor. Kısacası bu düşünce için, insandan üst insana geçiş, bir nevi ilahlaşma projesi diyebiliriz.

Modern yüzyılda kapitalist anlayışın insana dayattığı hız ve haz anlayışı, geleneğe yaslanan insanın kimyasını bozdu ve ortaya haz bombardımanına tutulan bir insan tipi çıktı. Batı dünyası merkezli olan bu yeni insan tipi, sahip olduğu fiziksel ve biyolojik standartların ötesine geçmeyi arzuluyor, sinemada izlediği süper kahramanlar gibi özel güçlere sahip olmayı istiyor. Zaten Hollywood endüstrisinin ürettiği süper insan karakterleriyle, Batı dünyasında kaleme alınan üst insan tezli romanlarla bu fikre neredeyse yüz yıldır ısındırıldı, zihinsel olarak hazırlandı.

“En güçlü olma” fikriyle zehirlenen insan için Trans hümanizm akımının kabul edilme süreci düşündüğümüzden de kolay olacak. Yaşlanmanın olmadığı, ölüm riskinin azaltıldığı hatta ölümsüzlüğün vaat edildiği bir anlayış, kadim değerlerinden kopmuş olan bugünün insanını ikna etmek için ne kadar zorlanacaktır sizce?

Durduk yere kendi eli ya da ayağıyla yapay bir eli, ayağı kim değiştirmek ister? Böyle bir teklif hangimize sunulsa geri çevirir, diye düşünebiliriz. Ancak ilerleyen süreçte koştukça yorulmayan, ağrı sızı duymayan bir ayak, vurdukça acımayan bir el, performansı her an artan ve düşmeyen uzuvlar… Metrelerce yüksekten atladığınızda hiçbir zarar görmeyen bacak şu an için size çekici gelmese de, başkalarına çekici gelecektir. Böylesi örneklerin çoğaldığı bir ortamda da kalabalıkların nasıl hareket edeceğini kestirmek çok güç olmasa gerek. Kısacası bahsettiğimiz şey, teknolojik olarak sakatlanan, arızalanan bir uzvun, yapay olarak başka bir uzuvla değiştirilmesi gibi masum bir şey değil; bir nevi kanlı canlı insanın gelecek yüz yıl içerisinde aşama aşama robota dönüştürülmesidir.

Bugün için insanlara çip takmaya başlayan modern teknoloji, bu düşünceyi insanlara sunarken “terör, saldırı, sağlık sorunları, kaçırılma, rehin alınma” gibi istenmeyen olayları öne sürerek kitleleri ikna ediyor. Elinize ya da kafanızın belli bir bölgesine takılan çiplerle sizi anında bulacaklarını, sağlık sorunlarınızı 24 saat kontrol edeceklerini vaat ediyorlar. İsveç’te bir teknoloji firması çalışanlarının derisi altına pirinç büyüklüğünde çip yerleştirdi bile. Bu çiplerle tüm makinaları uzaktan kontrol edecekler, yiyecek-içecek alışverişlerini gerçekleştirecekler. Mesela uyuşturucu ve alkol bağımlılığının tedavisi için de çipleme yöntemi önümüze koyulacak. Hatta sigara tiryakiliği için de bunu yapacaklar. Siz yeter ki çiplenmeye hazır olun. Teknolojinin her imkânını bizim için, bizlere sunacaklar! Peki, gerçekler sizce de böyle mi? Bir yere kadar bu düşüncenin doğru olduğunu kabul etsek bile esas soru, zaman içinde kendileri için tehlikeli gördükleri/görebilecekleri insanların bu çiplerle neye dönüştürülecekleri, onlara istekleri ve iradeleri dışında neler yaptıracaklarıdır. Yani bu çiplerin kontörlü kimin elinde olacak? Kim, hangi ahlâkî kaygıya göre, ne zaman ve nerede insana müdahale edecek?

İşte Trans hümanizm akımında karşımıza çıkan tehlike de buna benzer bir şeydir. Hümanizm ve Trans hümanizmin son aşaması olarak anlatılan Post hümanizm aşamasında insan zihnini ya da bilincini insan bedeninden kurtararak onu ölümsüzlüğe taşıma düşüncesi var. Bilinciniz bir makineye kopyalanacak ve farklı yerlerde istediğiniz zaman içine girebileceğiniz bedenler olacak. (bir nevi avatar gibi) Bir nevi sinemanın ve bilim kurgu romanlarının yeni kahramanları artık siz olacaksınız. Gelecek yüz yılın teknolojisi olarak üzerinde çalışılan %100 son insan neslinden sonra gelecek olan bu yeni üst insan, 2019 yılında düzenlenen Davos zirvesinde konuşulduğu zaman kimsenin dikkatini çekmemişti. Çünkü Davos dendiği zaman dünya medyası hep meselenin siyasi boyutlarına odaklanıyor.

Trans hümanizm akımının dünyadaki on ateşli savunucusundan yedisinin Yahudi olması aslında bize bir şeyler anlatmalı. Bu düşünce akımı, insana yerleştireceği nano çiplerle, biyolojik insandan sentetik biyoloji ve bilgisayar teknolojileriyle donatılan insan olma yolunda bir sürecin başlaması gerektiğini gözlerimizin içine bakarak söylüyor. Aslında söylemeye çalıştıkları şey şu; biyolojik insan ölümlü, fâni, güçsüz; böylesi bir insanı değiştirerek/dönüştürerek insanın ilahlaşma sürecini tamamlamamız ve böylece evrim döngüsünü devam ettirmemiz gerekli.

Tüm bu anlattıklarımı bir bilim kurgu filmi ya da romanı gibi okuyup geçebilirsiniz. Ancak konu üzerinde birkaç kitap ve makale okursanız son yüz yılın sinema filmlerinde ve romanlarında izleyip okuduğumuz bilim kurgu fantezilerinin bizim bedenimiz üzerinden gerçeğe dönüşmek üzere olduğunu fark edeceksiniz. Batı dünyasının seçkinci şeytanî güçleri, yine her zamanki gibi “cambaza bak, cambaza” derken kadim değerlerimizi ve ruhumuzu soymaya devam ediyor.

Robotik-İnsanlık

Saygılarımla..

Trans-hümanizm; Yeni Nesil İnsan!

Giriş Yap

Bölge Haber - Yeni Nesil Objektif Haber Platformu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!