Bugün Doğu Türkistan’da Türkler, sistematik bir soykırımın pençesinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Dilimiz yasaklanıyor, camilerimiz yıkılıyor, kadınlarımız zorla kısırlaştırılıyor, çocuklarımız Çinli ailelere zorla veriliyor, Müslüman Türk kimliği siliniyor. Bu sadece bir insan hakları ihlali değil; küresel sistemin gözleri önünde yürütülen bir soykırım! Ve bizler bu soykırım karşısında yalnızca “kınama mesajları” yayımlayarak ve Uygurları Türkiye’ye getirelim demekle tarih önünde ne kadar temiz kalabiliriz? Artık “Çin büyük bir ülke, onlara bir şey yapamayız” tarzı düşünceler bir kenara bırakılmalı! Bugün Çin’e diz çöktürebilecek ekonomik, siyasi ve stratejik hamleler mümkün. Yeter ki Türkiye ve Türk dünyası, İslam ülkeleri ve küresel güçler bu baskıyı oluşturacak mekanizmaları doğru kurgulasın. Peki bu nasıl olmalı? Çin’i köşeye sıkıştıracak ve Doğu Türkistanlıları yalnızlıktan kurtaracak stratejiler neler? Çin, küresel çapta propaganda ağlarıyla Doğu Türkistan’daki soykırımı gizlemeye çalışıyor. Hollywood’dan Avrupa medyasına, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar devasa PR (belirli hedeflere sahip ve bir işletme için aynı hedefleri paylaşan uygulamaların bir kombinasyonu veya kolleksiyonu) kampanyaları yürütüyor. Ancak unutulmaması gereken bir şey var: “Gerçek, ne kadar bastırılırsa bastırılsın, sonunda gün yüzüne çıkar.” Ne Yapılmalı? Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan merkezli bağımsız medya kuruluşları, Doğu Türkistan’ın sesi olmalı. Hacktivizm ve dijital savaş ile Çin’in dezenformasyon ağlarına karşı “bilgi saldırıları” düzenlenmeli. Siber dünyada gerçeği ortaya çıkarmak, artık yeni nesil mücadele yöntemlerinden biri. ÇİN’İN EKONOMİK KILÇIĞINA BATAN İĞNE: TÜRK-İSLAM BOYKOTU Çin’in ekonomisi, global ticaret ağına bağımlıdır. Ancak en büyük pazarlarından biri de Müslüman dünyası ve Türk devletleridir. Eğer Çin’e ekonomik açıdan gerçekten zarar vermek istiyorsak, o zaman onun can damarına dokunmalıyız. Ne Yapılmalı? Türkiye başta olmak üzere Türk devletleri ve İslam ülkeleri, Çin’den ithal edilen belirli ürünleri boykot etmeli. Telefon, elektronik eşya, tekstil gibi sektörlerde Çin alternatifsiz değildir. Devlet ihalelerinde Çin firmalarına sınırlamalar getirilerek, Çin’in ticari yayılmacılığına darbe vurulmalı. Bireysel ve kurumsal boykotlar teşvik edilmeli, özellikle sosyal medya aracılığıyla “Çin malı kardeş kanı” kampanyaları başlatılmalı. ULUSLARARASI YAPTIRIMLARI TETİKLEMEK: Çin, ABD ve Avrupa karşısında ekonomik olarak dikkatli adımlar atmak için bütün kartları oynuyor. Batı ise bu konuda Doğu Türkistan meselesini adeta bir kalkan olarak kullanıyor. Türk ve İslam devletlerinin tüketime odaklı açlığını ise Çin dolduruyor. Ne Yapılmalı? Türkiye, BM’de ve Avrupa Konseyi’nde Doğu Türkistan için uluslararası soruşturma başlatılması talebinde bulunmalı. ABD ve AB ile ortak insan hakları yaptırımları oluşturulmalı. Örneğin, Çinli şirketlere yaptırım uygulayan Magnitsky Yasası, Doğu Türkistan özelinde genişletilmeli. TDT ( Türk Devletleri Teşkilatı) ve İİT (İslam İş Birliği Teşkilatı) gibi kurumlar aracılığıyla Çin’e baskı artırılmalı. Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’ın ortak bir duruş sergilemesi Çin’in manevra alanını kısıtlayacaktır. DOĞU TÜRKİSTAN DİPLOMASİSİNİ KÜRESELLEŞTİRMEK: Çin’in en büyük korkularından biri, Doğu Türkistan meselesinin uluslararası arenada Tibet ya da Filistin gibi küresel bir mesele haline gelmesi. O halde neden Çin’in bu korkusunu gerçeğe dönüştürmüyoruz? Ne Yapılmalı? Doğu Türkistan’daki soykırım ve o toprakların Çin tarafından işgal edildiği Türk ve İslam ülkeleri tarafından tanınmalı. Türkiye’deki Doğu Türkistan Vafkı ve benzeri kuruluşlar hiç bir siyasi çıkar gözetilmeksizin desteklenmeli. Dünya çapında Doğu Türkistan diplomatik misyonları açılmalı ve diasporaya bağlı olarak bu konu sürekli gündemde tutulmalı. Bunun öncüsü Türkiye olmalı! Avrupa Parlamentosu, ABD Kongresi ve BM gibi yapılarda Doğu Türkistan lobisi Türkiye’nin desteği ile aktif hale getirilmeli. TÜRK DEVLETLERİ BİRLİĞİ’Nİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK: Türk dünyası, güçlü bir birlik oluşturursa Çin’e karşı en büyük caydırıcı güçlerden biri haline gelebilir. Çin, bu birliğin oluşmasını istemediği için sürekli ayrılık yaratmaya çalışıyor. Ancak artık kardeşlerimizin acıları karşısında bir olmaktan başka çaremiz yok. Ne Yapılmalı? Türk Devletleri Teşkilatı, Doğu Türkistan’ı kendi meselesi olarak görmeli. Ortak bir askeri savunma ittifakı kurulmalı ve stratejik iş birlikleri artırılmalı. Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı baskı “Türk dünyasına yönelik bir tehdit” olarak tanımlanmalı. SONUÇ: KORKU DEĞİL, STRATEJİ! Çin’in gücü, onun zayıf noktalarını bilmeyenlerin korkularından besleniyor. Ancak Çin ekonomik, diplomatik ve sosyal açıdan kırılgan bir dev. Unutulmaması gereken nokta şu: Doğu Türkistan yalnızca Uygurların değil, tüm Türk ve İslam dünyasının namusudur. Eğer bugün sessiz kalırsak, yarın sıra bize geldiğinde ses çıkaracak kimseyi bulamayabiliriz. Türk ve Müslüman dünyası, Doğu Türkistan için ayağa kalkmadıkça, bu soykırım daha da derinleşecek. Şimdi değilse ne zaman?