“Panoptikondan Eurosur’a” biri bizi gözetliyor

Doç. Dr. Mehlika Özlem Ultan Gözetim
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Zekice Değişim

18’inci yüzyılda hapishane gözetim sistemi olarak başlayan panoptik metaforu, sistemleşerek günlük hayata uyarlanmaya başlandı. Günümüz toplumu teknoloji aracılığıyla izlendiğinin farkında ama bu durum hafife alınarak yaşama devam ediliyor.

Berfin Koça

Her an, her yerde izlenmemize olanak sağlayan dijital gözlerle yaşamak herkesin farkında olduğu ancak yadırgamadığı bir duruma dönüştü. AB’nin sınır politikalarında ve gözetim uygulamalarında dijital dönüşümü nasıl kullandığını inceleyen Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Mehlika Özlem Ultan, gözetim sistemlerinin 18’inci yüzyıldan günümüze kadar ulaştığı boyutu ortaya koyuyor.

Her an ve her yerde izlenme panoptikon kavramı ile açıklanıyor. Panoptikon metaforu, İngiliz filozof ve sosyal teorisyen Jeremy Bentham tarafından 18. yüzyılda tasarlanan bir gözetim modeline dayanıyor. Model, merkezi bir kulede bulunan bir gözetmenin, etrafında dairesel olarak düzenlenmiş hücrelerdeki mahkumları sürekli olarak gözlemlemesine dayanıyor. Mahkumlar, gözetmenin her an kendilerini izleyebileceğini bilerek davranışlarını kontrol altında tutuyor. Hapishane gözetim sistemi olarak başlayan panoptik metaforu, sistemleşerek günlük hayata uyarlanıyor. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle, güvenlik amacıyla kamusal alanlara ve dijital iletişim ortamlarına bu tür sistemler entegre ediliyor.

Doç. Dr. Mehlika Özlem Ultan’ın Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi’nde yayınlanan ‘’Avrupa Birliği Gözetiminin Dijital Dönüşümü Panopticon’dan Eurosur’a teknolojiler’’ isimli makalesinde AB’nin uyguladığı ve Kovid-19 salgını gibi acil önlem gerektiren durumlarda yüksek seviyeye çıkarılabilen tedbir ve gözetim sistemleri ve bu sistemlerin altyapısı tartışılıyor. Ultan araştırmasında, izleme sistemlerinin temeli olarak kabul edilen Bentham’ın panoptikon mekanizması ve Foucault’nun gözetleme kulesi metaforunu ele alıyor ve bu tekniklerin günümüz teknolojileriyle Avrupa Birliği sınır politikaları kapsamında nasıl hayata geçirildiğini ele alıyor.

AB’nin gözetim uygulamaları

Doç. Dr. Ultan Avrupa Birliği’nin gözetim sistemini Schengen Bilgi Sistemi, Vize Bilgi Sistemi, EURODAC ve Europol’e odaklanarak açıklıyor.

Schengen Bilgi Sistemi (SIS), AB’ye üye ülkeleri içine alan Schengen Bölgesi’nde sınır kontrollerinin kaldırılmasını sağlayan bir bilgi sistemi. 1995 yılında uygulamaya konulan bu sistemde, birliğe üye olan ülkelerin verileri toplanıyor. Her ülke kendi ulusal verilerini paylaşarak Strazburg’da bulunan merkezi bir veri tabanı oluştururken aranan kişiler, kayıp kişiler, çalıntı veya kayıp eşyalar gibi bilgilere erişim veriliyor. 2006 yılında SIS’in geliştirilmiş versiyonu olan SIS II’nin devreye girmesi ve üye sayısının artmasıyla geliştirilen bu sistem, AB içindeki en büyük veri tabanı olarak ifade ediliyor. Sistemde çoğunlukla Schengen Bölgesi’ne girişi reddedilen üçüncü ülke vatandaşlarına ait bilgiler depolanıyor.

AB’ye vize alanların parmak izleri kaydediliyor

Vize Bilgi Sistemi (VIS), AB üyesi olmayan ülkelerdeki konsoloslukları ve Schengen ülkelerinin tüm dış sınır geçiş noktalarını birbirine bağlıyor. Kısa süreli vize başvurularına ilişkin veri ve kararların kaydedildiği bu sistemle Schengen Bölgesi’ne giriş ve çıkışların kontrol edilmesi, vize sahteciliğinin önlenmesi ve düzensiz göçle mücadelede önemli katkılar sunarak Avrupa Birliği’nin sınır güvenliğinin artırılması hedefleniyor.

Sığınmacıların parmak izleri de kaydediliyor

EURODAC, Avrupa Birliği’nin sığınmacı parmak izi veri tabanı olarak biliniyor. Birden fazla üye ülkede eş zamanlı sığınma başvurularına engel olmak için başvuru sahiplerinin parmak izleri toplanıyor. 2013 yılından itibaren terörizm ve suçla mücadelede de kullanılan sistem ile herhangi bir AB ülkesine seyahat eden kişilerin iletişim bilgileri, seyahat tarihleri, ödeme bilgileri ve koltuk numaraları gibi bilgiler kaydediliyor.

“Europol’un Genişleyen Rolü: Uyuşturucu Kaçakçılığından Siber Suçlara”

1994 yılında uyuşturucu kaçakçılığı, terörizm, siber suçlar ve organize suçlar gibi alanlarda mücadele etmek amacıyla kurulan Europol’un kolluk kuvvetlerin bilgi alışverişi, istihbarat toplama ve analiz etme, soruşturmaları destekleme gibi görevleri var. Günümüzde Europol’ün yetki alanı ve faaliyetleri uyuşturucu kaçakçılığının ötesine geçerek düzensiz göç ve insan kaçakçılığı, siber suçlar, dolandırıcılık, kara para aklama, mali suçlar, terörizm ve organize suçlar gibi alanları da kapsayacak şekilde genişletildi. 2013 yılında kurulan EUROSUR ise Avrupa Birliği’nin kara ve deniz sınırlarını gözetim altına alıyor. Yasadışı göç ve sınır ötesi suçlarla mücadele edilen sistem göçmenlerin hayatlarının korunmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Herkes farkında, kimse umursamıyor

Doç. Dr. Ultan, biyometrik verileri içeren bu sistemlerin amacının göç akışlarını kontrol etmek, yasal ve düzensiz göçmenleri tespit edip sınıflandırmak olduğunu kaydediyor.  Bu durumun 18’inci yüzyılda ortaya çıkan gözetim sistemlerinin devletin devamlılığı ve bireylerin davranışlarının kontrolü üzerindeki etkisinin günümüz teknolojilerinin de etkisiyle gelişmeye devam ettiğinin göstergesi olduğunu belirtiyor. (Bilimin Kamusal İletişimi (bil-ki) TÜBİTAK 1001, proje no: 123K063)

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
“Panoptikondan Eurosur’a” biri bizi gözetliyor

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Giriş Yap

Bölge Haber - Yeni Nesil Objektif Haber Platformu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!